30 Ocak 2012 Pazartesi

Sanki Bitti Gibi | 20. Haftanın ardından



Avantaj Madrid



La Liga'da 20. hafta geride kaldı ve lider Real Madrid, Bernabeu'da oynanan maçta ligin dibindeki Zaragoza'yı 3-1 ile geçerek Barcelona ile arasındaki puan farkını 7'ye yükseltip büyük bir avantaj elde etti. Aslında Real Madrid son dönemlerde olduğu gibi - Barça, Bilbao, Mallorca - maça kötü başlayan taraftı. Bu maçın özelinde futbol olarak kötü değillerdi, zaten Zaragoza'nın da futbol oynamaya pek niyeti yoktu. Jimenez takımını geriye yaslayıp ileride sadece Aranda'yı bıraktı ve Lafita'nın ani çıkışlarıyla gol aramaya çalıştı fakat Zaragoza defansı her topa dan dun vurunca bunu pratiğe dökemediler. Buna rağmen Real Madrid, Zaragoza defansının arkasına sarkamayıp pozisyona giremedi. Bunda Benzema'nın başta kanatlara çok açılması, Kaka'nın pek ortalarda görünmemesi, Hamit'in sağdan bindirme yapmayıp sorumluluk almaktan kaçınarak basit oynamaya kaçmasından dolayı Mesut'un daha ziyade kanada inmesi - maçın ilk çeyreğinde - etkin rol oynadı. Üstüne üstük hızlı kullanılan serbest vuruşta Zaragoza, 11. dakikada Lafita ile öne geçti fakat gol dışında neredeyse ilk yarı şutları olmayınca Real ilk yarı bitmeden skoru dengeledi. Burada değinmek istediğim bir başka konu ise Manolo Jimenez'in kontra atak tercihine rağmen ileri uçta Postiga yerine ağır bir oyuncu olan Aranda tercihiydi ki maça direk etkidi. Postiga olsaydı en azından Zaragoza'nın ilk yarıda pozisyona girerdi.


İlk yarının berabere bitmesinin ardından klasikleşen bir Real Madrid izledik 2. yarıda - 60'a kadar bastırıp aradığı golleri bulan ardından ise tempoyu düşürüp oyunu rölantiye alan. 49'da Ronaldo ligdeki 24. golünü atarak takımını öne geçirdi. Ardından da maçın yıldızı Mesut 56'da skoru belirledi ve yaklaşık yarım saat boyunca da Zaragoza'nın çaresizce Real Madrid kalesine gitme çabasını izledik. Bu maçla ilgili Real cephesinde son olarak değinmek istediklerim Granero. Takıma neredeyse kış transferi gibi oldu. Açıkcası Khedira'yı keseceğini düşünmüyorum ama son haftalarda tutturduğu formunu devam ettirirse Xabi Alonso'nun dakikalarını çalabilir. Zaragoza ise tek kelimeyle çok kötü. Açık ara en büyük düşme adayılar ligde. Bakalım geçen sezon gerçekleştirdikleri mucizeyi tekrarlayabilecekler mi?






El Madrigal Cehennemi



Hafta içi zorda olsa La Liga'daki en büyük rakibi Real Madrid'i Copa del Rey'in dışına iten Barça bu sefer El Madrigal'den çıkamadı. Molina takımın başına geçtiği günden bu yana 4-4-2'ye dönen ve orta sahayı 2 ayağa oynayan, top yapan Borja Valero - Cani ile 2 defansif Senna - Bruno çıktı Villarreal Barça karşısına. Maça da Valencia maçına başladıkları gibi önde baskı ile başladılar. Barcelona'da ise ortada Xavi hariç bir karmaşa görüntüsü vardı, sanki kimin nerede oynadığı belli değildi. Bunun üstüne 3'lü defansla başlayınca maçın ilk yarısında özellikle soldan Borja Valero ile Villarreal'in tehlikeli geldiği anlar oldu. Buna önlem olarak Pep maçın içinde Puyol'u sağa çekip Pique'yi ortaya çekti fakat bu seferde sağ kanatta ofansif olarak istediği verimi alamadı, Alves yanlız kaldı burada - Puyol ve Pique'nin yerlerini maçın içinde birkaç kez değiştirdi Pep. Barça'da ise Adriano'nun sol çizgiye çok yakın olmasından dolayı Xavi'nin birçok pozisyonda Alves ile oynamak zorunda kalması ve Villarreal'in buraya önlem alması dolayısıyla çok ciddi bir pozisyon olmadı. Zaten devredeki %65'lik Barça'nın topla oynama oranı - belki de sezonun en düşük oranı - herşeyi anlatıyor.


İkinci yarıda da pek bir şey değişmedi El Madrigal'de Messi ve Xavi' nin bireysel çabaları vardı devre başında ama 70. dakikaya kadar oyun ortadaydı. Bu dakikadan sonra Villarreal daha kontrollü bir oyun ortaya koydu ve kademe kademe geri çekildiler fakat 76'da Xavi'nin çıkıp Alcantara'nın girmesi Villarreal'in ekmeğine yağ sürdü. Bence orta sahadan biri çıkacaksa kesinlikle Xavi değil Cesc olmalıydı o isim. Bu dakikadan sonra genç Tello, Adriano'nun 76 dakikada yapamadığının çok daha fazlasını yaptı, oyuna ciddi bir hareket getirdi fakat bu dakikadan sonra da Villarreal adına sahneye çıkan isim Diego Lopez oldu. 78'de Cesc'in topu direkten dönünce ve 85 ile 86 Alexis girdiği pozisyonları değerlendiremeyince puanlar paylaşıldı El Madrigal'de. Barça için işler artık çok zor, Villarreal ise halen düşme potasında olmasına rağmen Molina'nın takımın başına geçmesinin ardından bariz bir yükselişte. Belki bu sene Avrupa hayal oldu ama takım gelecek için ışık vermeye devam ediyor.




Çocuk Oyuncağı


Çocuk oyuncağı olan rakip Santander değil Emery'nin Valencia'yı getirdiği konum. Bir takımla bu kadar çok oynanmaz, oynanmamalı. Defanstaki Rami'nin sakatlığını bir kenara bırakırsak, sakatlıktan yeni çıkan ve 90 dakikayı çıkaramayacak durumdaki Banega'yı hemen 11'e monte etmesi, Piatti'yi Copa del Rey maçındaki performansından sonra 11'de başlatması, sağ kanatta Barragan tercihi ile bu hafta da yaptı yapacağını Emery. Bana göre bunların hepsinden önemlisi ise yaklaşık 2 haftadır 11 başlattığı Feghouli tercihi ile Pablo Hernandez'i silmesi. Bu hafta yedeklere bile almamış hatta. Emery takımla bu kadar oynayıp takımda Santander'i küçümseyince 1 puan alabildiler El Sardinero'dan. Maç boyunca Valencia adına öne çıkan noktalar takımın son dönemlerde kendini fazlasıyla gösteren duran top problemi - ilk golü duran toptan yediler ve bunun kesinlikle aşırı rotasyonla doğrudan bağlantısı var -, Soldado'nun son zamanlarda en kötü performansını göstermesi ve Valencia'nın bir türlü Santander defansını aşamaması oldu. Zaten 90 dakika boyunca pozisyona girmeden 2 gol buldu Valencia, yine Aduriz kurtardı takımı.


Santander cephesine gelirsek Juanjo Gonzelez ile bariz bir yükselişteler. Aslında Gonzalez, Cuper'den çok farklı bir şey yapmadı bu güne kadar. Tek fark kontra ataklarda ve duran toplarda daha çok kişiyle geliyorlar. Valencia'ya karşı Adrian, sağda Alvaro Gonzalez ve solda Munitis maçın yıldızlarıydı. Adrian, hem ön liberoda   Diop'un yükünü bariz bir şekilde azalttı hem de Munitis ile beraber Santander hücumlarını yönlendiren isimdi. Munitis yıllanmış şarap gibi, hala istediği zaman muhteşem oynuyor. Gonzalez ise sağdan korkmadan çıkarak Mathieu'yu kitledi bir nevi. Belki de Soldado'nun düşük formu Mathieu'nun çıkamamasından kaynaklandı. Ezilmeden 90 dakika boyunca mücadele eden Racing 88'e 2-1 geride girdi, puan kaybetselerdi gerçekten yazık olacaktı ama Bernardo skoru eşitledi. Hatta 2 dakika sonra Stuani %100'lük pozisyonu kaçırmasa galip bile gelebilirdi Racing. Son olarak değinmek istediğim isim ise sakatlıktan yeni çıkan, 86'da oyuna girip bir asist ile Stuani'nin pozisyonunu hazırlayan 18'lik Jairo. Gerçekten müthiş bir gelişme gösteriyor. Önümüzdeki haftalarda küme düşmeme mücadelesinde Racing'in en büyük silahlarından biri olacak ki bana göre takım düşse bile Jairo La Liga'da kalacaktır.






6 Dakikalık Maç


Maça anca yetişebildim ve netten yayını açar açmaz bir taraftan resmi siteden kadrolara bakarken biden 1-0 oldu skor. Santrayı kim yaptı göremedim ama Sociedad ilk atağında soldan Griezmann'ın ortası sonucu Zurutuza'nın ayağından bulduğu golle 2. dakika dolmadan öne geçti. Golün hemen ardından Gijon santranın ardından topu kaptırdı ve Vela'nın arapasında kaleciyle karşı karşıya kalan Zurutuza 3. dakikada farkı 2'ye çıkardı. Kimse anlamadı aslında Anoeta'da olanları. 6. dakikada Gregory ile Zurutuza hava topu sonucu çarpışıp oyundan çıkmak zorunda kaldığında - bugün yapılan kontrollerde Zurutuza'nın burnunun kırıdığı açıklandı - Zurutuza sezonun en iyi istatistiği ile kenara geldi (6 dakika: 6 kez topla buluşma, 2 şut, 2 gol 4 isabetli pas). Oyunun geri kalanında ise doğal olarak Gijon yüklendi, Sociedad kontra atak aradı ama ilk yarı 2-0 sona erdi. 


2. devrenin hemen başında Gijon son haftaların formda ismi De Las Cuevas ile farkı 1'e indirdi fakat oyunun geri kalanında dahaçok pozisyona giren ekip bulduğu kontra ataklar sounuda Sociedad oldu. Bunda Gijon'un ligin highline yapan takımlarından biri olması ve defans güvenliğini boşlaması etkendi. Aslında ligin bir diğer highline yapan takımı olan Sociedad'da ise Montanier'in yüksek defans kurgusundan vazgeçmemesi ise büyük bir hataydı bana göre. Gijon belki bunu değerlendiremedi fakat başka bir ekip olsaydı muhtemelen beraberliğ bulurdu. Zaten Sociedad'ın bu haftaya kadar yaptığı bir çok puan kaybı Montanier'in oyuna müdahale yetersizliğinden kaynaklanıyor. Takımını maçlara iyi hazırlayan fakat oyun süresince yetersiz bir isim. Gijon bir türlü aradığı golü bulamayınca 75'te Elustondo farkı 2'ye çıkardı ve son 3 dakikada da Aranburu ile maçın adamı Griezmann'ın ayağından 5'i buldu. Son olarak Gijon'un işi çok zor, bana kalırsa Zaragoza ile birlikte düştüler bile. Sociedad ise gittikçe daha iyiye gidiyor, Vela adapte oldu bir de sakatlıklarla boğuşmasalardı - Zurutuza ve Illaramendi - şu anda Avrupa kupalarını zorluyor olabilirdi






Endülüs'te Raks


Hatanın en tempolu, en sert maçı La Rosaleda'da oynandı iki Endülüs ekibi arasında. Malaga maça hızlı başlayan taraftı müsabakada. Önde Rondon - Isco - Cazorla - Seba dörtlüsüyle yaptıkları pres ile maçın başından itibaren Sevilla'yı yarı sahasına hapsettiler. Burada Pellegrini'nin Van Nistelrooy'dan vazgeçip pres için Rondon ile maça başlaması maçın kaderini etkileyen çok önemli bir hamleydi. Zaten Sevilla ilk yarı boyunca bu hattı geçse Toulalan - Maresca ikilisine takıldı. Maçın henüz 6. dakikasında kazanılan faul sonucu Cazorla topu Weligton'un kafasına nişanlayınca Malaga hemen öne geçti. Pozisyonda ayrıca Weligton'u marke eden Coke'nin de bariz bir hatası vardı. Ardından Sevilla ilk gelişinde golü buldu genç Luna'nın ayağından ama golde enbüyük pay topun üstünden atlayan Negredo'nundu. Fakat Sevilla daha gole sevinemeden Seba farkı tekrar 1'e yükseltti Sevilla defansı Rondon'un pozisyonunda ofsayt diye duraklayınca. Yenilen gole rağmen Sevilla istediği atakları gerçekleştiremedi. Bunda Rakitic'in kötü performansı, Reyes'in sakatlık sonucu kenara gelmesi ve kanatları kullanamaması etkin rol oynadı. Neredeyse sahalarından bile çıkamadılar birçok pozisyonda. Burada Navas'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor, bu sezon istediği form düzeyini tutturabilmiş değil, 2-3 sene öncesini mumla arar durumda. Neredeyse isabetli orta açamayacak durumda ama takımın dokunulmazları arasında olması Sevilla'ya her geçen hafta daha fazla zarar veriyor. 


2. Yarıda ise sahada pozisyondan ziyade daha çok mücadele ve sertlik vardı. Negredo - Sanchez - Demichelis arasındaki ve Medel - Isco arasındaki mücadeleler göze çarptı. Zaten Medel'e kızan Isco gidip sinirini Negredo'dan çıkardı ve takımını son 10 dakika bir kişi eksik bıraktı. Bu dakikadan itibaren Sevilla daha etkili gelmeye başladı Malaga kalesine ama istediği golü bulamadılar. Son olarak yeni transfer Baba etkisizdi. Malaga evinde 6 maç sonra galip gelerek biraz olsun rahatladı. Sevilla da ise işler hiç iyi değil, takım 6 maçtır galip gelemiyor ve ciddi bir organizasyon sorunu, 10 numaraeksikliği göze çarpıyor. Bakalım önümüzdeki haftalarda Marcelino Toral'in akıbeti ne olacak.




Geri Kalanlar


>> Levante'nin durdurulamaz düşüşü devam ediyor ama işin güzel tarafı onlar için bir düşüş değil bu form durumu, bekliyorlardı. La Liga'da son oynadığı 4 maçtan galibiyet çıkaramadılar ama küme düşmeyecekleri için kimsenin işinin tehlikede olduğunu söylemek güç. Yine de birkaç galibiyet ile lige ilk yarıdaki gibi renk katsalar fena olmaz.


>> Levante'nin aksine Getafe ve Espanyol inanılmaz bir çıkış içinde. Aslında Getafe'nin kadro yapısı ve Luis Garcia Plaza değerlendirildiğinde sürpriz değil bu çıkışları. Sezona kötü başlamalarına rağmen bunu birkaç kez dile getirmiştim ve şu anda Avrupa Potasını zorluyorlar. Son 6 maçtan 4 galibiyet 1 beraberlik çıkardılar. Espanyol'da ise Pochettino herkesi susturdu takımının performansıyla ve Thievy Bifouma gibi bir oyuncu kazandırdı takımına. Bakalım ne kadar devam edebilecekler. 


>>  Llorente, Rayo deplasmanında hat-trick yaparak 100'ler kulübüne adım attı.


>> Atletico Madrid, El Cholo yönetimindeki 4 maçında 3. galibiyetini aldı ve henüz gol yemedi. Oyun olarak çok bir değişiklik olmasa da takım savunması anlamında ciddi gelişmeler var. 2008/2009 sezonundan bu yana (Betis ve Bilbao karşısında) ilk kez üst üste 2 deplasman maçından galip geldiler. Ayrıca 2004/2005 sezonundan beri (27-30. haftalar) ilk kez üst üste 4 maçtır gol yemiyor takım. Çok uzun süre devam etmeyecek bu seri muhtemelen ama hem Avrupa Ligi mücadelesinin kızışması açısında hem de Atleti taraftaları açısından olumlu bir gelişme. Osasuna ise iyi bir oyun ortaya koymasına rağmen Courtois'i bir türlü geçemedi ve galip gelememe serisini 4 maça çıkardı.


>> Şimdiden görünüşe göre Avrupa Ligi mücadelesi çok çekişmeli geçecek La Liga'da. Muhtemelen geçen yıl olduğu gibi averaj belirleyecek Avrupa'ya gidecek takımları. Hatta geçen yıla ek olarak büyük bir sürpriz olmazsa Malaga, Espanyol ve Osasuna'da yarışın içinde olacak gibi. 


0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...