Cumartesi gecesinin son maçında Atletico Madrid, yeni hocası Diego Simeone'nin yönetiminde ilk maçına çıktı ve Malaga deplasmanından 1 puanla döndü.
Maçtan önce en çok merak edilen sorulardan biri Simeone'nin takımı nasıl bir dizilişle ve hangi mantaliteyle oynatacağı idi. Simeone kaleci Courtois ve defans dörtlüsüne dokunmadı. Manzano'nun aksine 3 ön libero yerine 2 ön libero ile kurdu 11'ini. Manzano zamanında çok fazla forma şansı bulamayan Tiago yeni hoca kontenjanından 11'de başladı ve Gabi ile defansın önünde oynadı. Bu ikilinin önünde ise Salvio, Diego ve Juanfran tercihlerinde bulunan Simeone, ileride de Falcao'yu kullandı. Malaga cephesinde ise Pellegrini ileride Nistelrooy'a göre daha hareketli olan Rondon'u tercih etti ki Rondon savunmayı yıpratma konusunda gayet başarılı oldu. Rondon'un arkasında ise Isco, Juanmi ve bu maça kadar pek fazla şans bulamayan Buonanotte'yi tercih etti ve Cazorla'yı daha çok bu arkalının gerisinde oyunu ilk yönlendiren ve bağlantıyı sağlayan oyuncu olarak kullanırken defansta Demichelis - Mathijsen ikilisini bozarak Mathijsen'in yerine Wellington'u tercih etti.
Maçın ilk 5 dakikasında her iki takım da birbirini tartarken bu dakikadan itibaren Malaga oyunun kontrolünü eline aldı. Bunda Rondon'un arkasında kanatlarda oynayan Buonanotte-Juanmi ve ortalarında maça başlayan Isco'nun top Malaga'da iken çok hareketli ve hızlı bir şekilde top çevirmesi, savunmada ise genç 3'lünün -Rondon ile birlikte- yaptığı bunaltıcı pres önemli rol oynadı. 5. dakikadan itibaren oyunun kontrolünün Malaga'ya geçmesi ile birlikte Atletico ileride Falcao'yu bırakıp defansa çekildi ve kapılan topları Juanfran ve Diego ile buluşturup hızlı çıkma yolunu tercih etti fakat biraz önce bahsettiğim baskı sayesinde Diego oyunu istediği gibi yönlendiremedi, Juanfran ise aldığı toplarla kanatlara doğru tek başına ilerleyince Atletico istediği topları Falcao ile buluşturamadı ve etkili olamadı. Atletico'nun oyunun ilk bölümünde çıkamamasının bir başka sebebi ise Gabi ve Tiago ikilisinin kapılan toplarda bile defansın önünen ayrılmayıp ileri çıkmaması oldu - Muhtemelen Simeone erken bir gol yememek için böyle bir tercihte bulundu. Oyunun ilk 20 dakikalık bu bölümündeki pozisyonlara gelecek olursak 6. dakikada sağ kanatta Isco'nun sola yönlendirdiği topu Buonanotte çok güzel önüne aldı fakat dar açıdan Courtois topu çelmeyi başardı. Bir diğer tehlikeli pozisyon ise Tiago'nun elle kestiği topta Malaga'nın kazandığı serbest vuruşta gerçekleşti. Cazorla'nın ortasında Rondon kafayı köşeye gönderdi ama Courtois çok güzel çıkardı. Bu pozisyonun ardından aynı dakika içinde Atletico Madrid ilk defa takım olarak Malaga yarı sahasına yerleşti fakat çok ciddi bir pozisyona giremedi. 20. dakikada Malaga'nın topla oynamada %67'ye %33'lük bir üstünlüğü vardı. Bu dakikadan itibaren Gabi'nin çakılı oynamak yerine zaman zaman öne çıkmasıyla Atletico Madrid nispeten Isco-Buonanotte-Juanmi'nin yaptığı presi kırdı ve oyunun ilk bölümüne göre az da olsa top yapmaya ve takım olarak yarı sahayı geçmeye başladı. 29. dakikada Salvio soldan çizgiye indi ve Demichelis'i geçip topu Diego'ya çıkarttı. Diego'nun şutu ise Wellington'a çarpıp direkten dışarı çıktı. Bu pozisyondan sonra ise Malaga yine üstünlüğü ele aldı. Cazorla'nın da forvet arkasındaki 3'lüye dahil olmasıyla Malaga rakibini yarı sahasına hapsetti fakat Juanmi'nin korkak oyunu, sahada kaybolması ve bu sebeple Rondon'un bu açığı kapatmak adına özellikle sağa ve geriye bol bol gelmesiyle ileriye istediği pasları - pas atacak adam eksikliğinden dolayı - atamadılar. 41'de Cazorla'nın ortasında, serbest vuruştan, top kaleye giderken Toulalan topu blokladı ve muhtemel Malaga golünü yanlışlıkla engelledi.
İlk yarıda her iki takım adına aşırı göze çarpan diğer konularda ise Malaga'da Toulalan vardı. Cazorla'nın da ileri dahil olduğu anlarda - kanat bekleri Jesus Gamez ve Montreal'in de çıktığını da unutmayalım - Wellington, Demichelis ikilisinin önünde kesici rolünü başarıyla gerçekleştirdi. Ne Diego'ya ne Gabi'ye ne de Juanfran'a kontra ataklarda geçit vermedi, hemen hemen her topu kesti fakat savunmadaki bu başarısına rağmen ofansta laçka ve topla gereksiz oynayan bir görüntü çizdi. Hatta 43. dakikada Malaga ceza sahasının önünde 3 kişinin baskısına rağmen oynadığı topu kaptırsa Atletico'dan 3 oyuncu kaleci ile karşı karşıya kalırdı. Yine Malaga'da sol bekte Montreal iyi bir oyun ortaya koydu ilk yarı boyunca. Gerek ileri çıkışları, gerek bu ileri çıktığı zamanlarda Buonanotte'nin ortaya itmesi Juanmi'nin pek iyi olmadığı düşünülürse bu orta saha hakimiyetini kaybetmemek adına önemliydi. Juanmi ise nispeten Malaga adına sahanın en kötüsüydü ilk yarıda. Atletico cephesinde ise ofansif anlamda zaten pek bir şey ortaya koyamadı takım ama geri dörtlü sanki ilk yarı boyunca oynayan geri dörtlü değildi, daha kuvvetli - özellikle yan toplarda - daha koordine bir dörtlü vardı.
İkinci yarı da aynı ilk yarı gibi başladı, 10 dakikalık ortada olan oyun ve ardından Malaga hakimiyeti. Fakat ikinci yarıda ilk yarıdan farklı olan ise Malaga cephesinde önde baskıyı oluşturan oyuncuların futbolcuların zaman geçtikçe yorulması ve baskının derecesinin azalması oldu. Juanmi'nun da ikinci yarı daha da etkisiz olması ile Malaga oyunun bir bölümünü hücumda 10 hatta 9 kişi oynadı - Juanmi'nin ortaya saklanması sonucu Jesus Gamez oyuncu değişikliğine kadar kanadını riske etmedi ve alıştığımız bindirmeleri yapmadı. 68. dakikaya kadar sert, tempolu bir oyun olmasına rağmen ciddi bir pozisyon olmadı maçta. 68'de ise Pellegrini Nistelrooy'u Juanmi'nin yerine oyuna sokarken Simeone Arda-Salvio değişikliğini yaptı. 6 dakika sonra ise Malaga'da Buonanotte-Duda değişikliği geldi fakat Pellegrini Duda'yı Toulalan'ın yerine çekip Cazorla'yı ileriye almak yerine Duda'yı bir kanat oyuncusu gibi kullanmaya başladı. Rondon'un - ki sahanın en çok mücadele eden ismiydi - ve Isco'nun da yorulmasıyla Atletico oyunu ilk defa dengeledi ve Malaga'nın üstüne gelmeye başladı. Atletico'nun rahat gelmesinin bir diğer sebebi ise Toulalan'ın yanında oynayan Cazorla'nın defansif olarak - doğal olarak - bir katkı verememesi oldu. Oyunun bu dönemindeki pozisyonlardan bahsedecek olursak 71'de Atletico'nun kornerinde Godin kafayı direk dibindeki Cazorla'ya nişanladı. Bu pozisyondan 1 dakika sonra ise Atletico 4-3 kontraya çıkmasına rağmen Diego topla gereksiz oynayınca Malaga savunması yetişti ve pozisyon boşa gitti. Son olarak 85. dakikada Juanfran sağdan çizgiye inip topu Gabi'ye, Gabi'de Diego'ya çıkardı fakat Diego'nun şutu yandan dışarı çıktı ve maç 0-0 sona erdi.
Genel olarak Atletico Madrid, Manzano dönemine göre bir eksik ön libero ile oynamasına rağmen ciddi bir pozisyon vermedi ve takım olarak iyi bir savunma ortaya koydu. Maçın büyük bir bölümünde Falcao'yu ileride bırakıp kendi yarı sahasında 4-5 şeklinde bir dizilişle savunma yaptı fakat Manzano dönemine göre en büyük fark ortadaki 5'li nin, özellikle Diego-Juanfran ikilisinin, hareketli bir şekilde, rakibe baskı yaparak savunma yapması oldu. Falcao ise ileriye atılan uzun toplarda pek etkili olamadı ama hakkını yemeyelim bunda Wellington'un Falcao'ya yaptığı muhteşem markajın payı çok büyüktü. Malaga'da ise son olarak Pellegrini oynatmaya devam ederse Buonanotte'yi kazandı diyebilirim. Uzun dönem oynamamasına rağmen iyi bir performans ortaya koydu.
Sonuç olarak Malaga daha istekli ve daha iyi bir futbol ortaya koyduğu maçtan galibiyet alamadı ve Atletico La Rosaleda'dan 1 puan almayı başardı. Fakat oyun olarak Atletico'nun daha istekli olmasının yeni teknik direktörleri ile çıktıkları ilk maç olmasından mı yoksa gerçekten bir şeylerin değişmesinden dolayı mı olduğunu zaman gösterecek.


0 yorum:
Yorum Gönder