Bu hafta uzun zaman sonra Real Madrid ve Barcelona maçları ilk defa pazar gününe konulmuştu, hem de zorlu rakiplere karşı fakat Malaga, Barcelona karşısında beklenilen ölçüde direnemedi ve kendi seyircisi önünde sahadan 4-1 mağlup ayrıldı.
Kadrolar üzerinden maçın incelemesine girecek olursak Barcelona rotasyon ağırlıklı bir kadro ile sahadaydı. Valdes'in önünde Abidal - Mascherano - Pique ve Dani Alves oynarken Pep kaptan Puyol'u dinlendirdi. Bu dörtlünün önünde ise alışık olduğumuz 3'lüden Xavi kenarda otururken Thiago vardı 11'de. İleri üçlüde ise sağda Alexis oynarken Messi ortada, Adriano ise soldaydı. Kadrodan kaynaklanarak özellikle Alexis'in sağda oynaması ve Adriano'nun teoride sol forvet, pratikte ise solda kanat oyuncusu olarak oynadı ve Barcelona oyunun ilk yarısındaki ilk 30 dakikalık bölümde bu alanları neredeyse hiç kullanamadı, daha doğrusu verim alamadı. Bu konuya birazdan ayrıntılı olarak değineceğim. Malaga da ise çok ilginç bir kadro seçiminde bulundu Pellegrini. Bu tarz maçlarda defansın göbeğinde genellikle Mathijsen - Demichelis ikilisinden birinin yerine Wellington'u tercih eden - bu iki oyuncunun da ağır oyuncular olmasından dolayı - Pellegrini Mathijsen - Demichelis ikilisini bozmadı. Defansın önünde ise maça dörtlü orta saha ile başlamasına rağmen (soldan sağa | Isco - Maresca - Camacho - Cazola) 10. dakikadan itibaren Eliseu'yu sola çekip 4-5-1'e döndü. Bence en kritik seçim ise Nistelrooy tercihi oldu. Açıkcası maçın başında tam kestiremedim Pellegrini'nin ne yapmak istediğini ama 10. dakikada takımı daha defansif bir görünüme sokunca yapmak istedikleriye sahaya sürdüğü kadro arasındaki uyuşmazlığı görmek zor olmadı.
Maça gelecek olursak santradan itibaren ilk 5 dakikalık bölümde Barça topun mutlak sahibi olarak oyundaki üstünlüğü ele geçirdi. Fakat bu 5 dakikalık bölümde saldırmaktan ziyade rakibi tarttı Barça. 6. dakikada orta sahada kapılan topta soldan Monreal bindirdi ve Ruud'a güzel bir orta kesti fakat Nistelrooy yetişemeyince top dışarı çıktı. Bu atakla beraber Malaga'nın da hemen hemen kontra için sahaya çıktığı anlaşıldı. Bu atağın ardından Barcelona atakları yine devam etti. Daha doğrusu bunları atak olarak değerlendirmek pek doğru olmaz, Barcelona Malaga yarı sahasında topa hakim olan taraftı ama beklenen araya koşular gerçekleşmeyince ceza sahasının dışından gelen şutlar hariç çok etkili olamadı Barcelona. Bunun en önemli sebepleri ise sağda oynayan Alexis ve soldaki Adriano'ydu. Adriano sanki cezalı ilkokul talebesi gibi ısrarla çizgiden ayrılmadı. Iniesta'nın topu soldan getirdiği pozisyonlarda bile içeri kat etmek yerine sürekli çizgiye kaçıp top bekledi. Aynı durum sağda oynayan Alexis için de geçerliydi, tıpkı daha önce sağ kanatta oynadığı diğer maçlarda olduğu gibi ama Pep'in Alexis'i ısrarla gösterdiği kötü performansa rağmen hala ısrarla neden burada oynattığına anlam veremiyorum açıkcası. İleride kanatların çalışmamasından dolayı ve ortada da Thiago'nun etkisizliği sebebiyle Messi de 10. dakikadan itibaren ortaya geldi top almak için - zaman zaman orta saha çizgisine bile indi - ve hal böyle olunca Iniesta - Messi ikilisinin bireysel becerilerle ceza sahasına kadar getirdiği topları içeri koşu yapan olmayınca yine bu ikili kullanmak zorunda kaldı. Oyunun bu bölümünde, 10 ile 20 arası, Malaga kendi açısından maçın en iyi futbolunu oynadı fakat 14. dakikada Isco'nun soldan Eliseu ile birlikte getirdiği topta ceza sahasına yöneldiği ve tam ceza sahasının önünden vurup Valdes'in kornere çıkardığı atak ve bu atak sonucunda kazanılan kornerden gelen ortaya yine Isco'nun kafası - Valdes'in kurtarışı dışında bir atağı yoktu. Yanlız bu pozisyonda her iki futbolcu da muhteşemdi, Isco çok iyi vururken Valdes de aynı güzellikte çıkardı.
20. dakikadan itibaren ise Barcelona oyunu Malaga ceza sahasının önüne yıkmaya başladı. Burada özellikle Iniesta ve Messi'nin performanslarına değinmezsek olmaz. Xavi'nin yokluğunda kendi topunu almaya ortaya inen Messi burada Iniesta ile birlikte muhteşem bir görsel şölen sundular. Takımın geri kalanı da katılsaydı çok daha erken bulurdu Barça ilk golü ama olmadı. 29'da Messi tıpkı Real Madrid maçında Abidal'e yaptığı asistin pasından verdi Abidal'e ama bu sefer Abidal topu kontrol edemedi. Ardından 4 dakika sonra ise yine Iniesta - Messi ikilisinin getirdiği top sol çizgide bekleyen Adriano'ya indi ve ortasında Messi penaltı noktasının üzerinden şık bir kafayla topu Caballero'nun uzanamayacağı yere gönderdi. Golün hemen ardından Malaga cephesi bir anlık oyundan kopar gibi oldu, 2 dakika içerisinde çok sık pas hatası izledik ama en azından devre bitene kadar toparladılar. İlk yarının bitmesine saniyeler kala ise Isco muhteşem bir topla Nistelrooy'u kaleciyle karşı karşıya bıraktı ama Ruud kaleye gidene kadar Pique çok rahat yetişip olası bir golü önledi.
İkinci yarı ise Barcelona çok hızlı başladı. Henüz 45'te tıpkı ilk goldeki gibi geldi Iniesta Messi ikilisi fakat bu sefer Adriano biraz daha alçak bir orta yaptı ve Iniesta dokunamadı ama 2 dakika sonra gol geldi zaten. Malaga savunması Iniesta'yı birbirine bırakınca elini kolunu sallaya sallaya ceza sahasının içine kadar girip topu Alcantara'ya çıkardı. Thiago'nun yaydan şutunu Willy güçlükle çeldi ama top Alexis'in önünde kalınca 2-0 oldu skor. Devre başında gelen erken gol, 2 farkla geriye düşmenin dezavantajı ve orta sahanın Cazorla hariç nispeten genç ve tecrübesizliği ile birden oyundan düştü Malaga - Maresca da belki bu sınıfa girmez ama bu sene neredeyse hiç oynamadı. 50'de genç Camacho baskıda topu kaptırınca Messi tek başına Mathijsen - Demichelis'i ekarte edip topu hoş bir plaseyle ağlara bırakıp skoru 3-0'a getirdi. Zaten bu golden sonra da maç koptu ve 80. dakikaya kadar her iki takım birden bitse de gitsek havasında top oynadı.
60. dakikada Pellegrini 2 oyuncu değişikliği birden yaparak Seba ve Rondon'u, Nistelrooy ve Maresca ikilisinin yerine oyuna aldı. Burada biraz ayrıntıya girecek olursak çok yanlış hamleler değil ama zamanlama olarak çok geç kalmış hamlelerdi. Oyun yapısını kontra atak üzerine kuran Pellegrini zaten maça Nistelrooy ile değil daha hızlı ve atletik Rondon ile başlamalıydı kesinlikle. Üstüne üstük çıkarttığı orta saha da çok saçmaydı Pellegrini'nin. Burada Camacho - Maresca yerine Atletico Madrid maçında oynattığı gibi Cazorla'yı burada kullansa hem maç temposuna sahip hem de oyunu yönlendirebilecek bir oyuncu sayesinde çok daha başarılı kontraya çıkardı Malaga. Son dönem pek şans vermediği, hızından başka göze çarpan bir özelliği olmayan Eliseu'nun yerine de kesinlikle Bounanotte veya Juanmi'den birini koymalıydı buraya. Hele olmayan sağ kanada birşey demiyorum bile. Teoride burada oynayan Cazorla sürekli ortaya girince bütün sağ kanadın ağırlığı kaptan Jesus Gamez'in sırtına bindi. Halbuki dediğim gibi Cazorla teoride de ortaya çekilseydi Malaga çok daha efektif bir şekilde kontraya çıkabilirdi.
Biraz önce dediğim gibi 50-80 arasında Barcelona'nın pasları ve oyundan düşen Malaga'nın şuursuzca topun peşinden koşması dışında pek bir şey yoktu sahada. 80'de ise Messi güzel oyununu hat-trick ile süslendirdi. Bu dakikadan sonra ise Rondon'un kişisel çabaları ile birkaç pozisyona girdi Malaga, hatta bunlardan birini Rondon gole de çevirdi ama sonuç değişmedi ve zor geçmesi beklenen bir deplasmandan Barcelona 4-1'lik rahat bir galibiyet aldı. Maç haricinde değinmek istediğim ufak bir ayrıntıda 48 ile 72. dakikalarda gerçekleşti. 48'de Camacho, Iniesta'ya istem dışı sert bir faul yaptı fakat hatasını anlayıp Iniesta'yı kaldırınca Iniesta da Camacho'ya teşekkür ettive tribünler bu güzel hareketin hakkını verdi. 72'de ise oyundan çıkarken hem Camacho ile yaşadığı pozisyon hem de muhteşem oyunu sebebiyle La Rosaleda hep birlikte Iniesta'yı alkışladı.
Toparlayacak olursak Pellegrini'nin abuk sabuk oyuncu seçimleri yüzünden Barcelona rotasyonlu 11'i ile 3 puanı hanesine yazdırdı. Açıkca görülüyor ki gerektiğinden geniş Malaga kadrosu kesinlikle takımın faydasına değil zararına oluyor gün geçtikçe. Barcelona ise Alexis'in sağda oynama ve Adriano sorunsalına bir çözüm bulmalı en kısa zamanda.



0 yorum:
Yorum Gönder